Yakın ama uzakta olan birisine
Kendine en yakın hissettiğinin senden ne denli uzak olduğunu fark ettiğinde yere göre sığmaz bir kahredişin yolunu açan o an… Derin iç kırılmaları ve bir başkasının seni götürdüğü cehennem… Birden ayırdına varışın aslında gerçeğin ne denli farklı, sen uzaklardayken yaşanan hayatların, kurulan hayallerin nasıl bir seyri olduğunu… O aydınlanma anı, bazen öylesine ilgisiz bir zamanda gelir ki! Konuşulan farklıdır ama birisi, içinde bir başka bilgiyi içeren bir söz eder. 0 an sersemlersin keşfettiğinden gelen şiddetle..
Düğüm çözülmüş, tablo ortaya çıkmıştır. İşte, hayatın sana verdiği bu yeni bilgiyle evrende yapayalnızsındır artık. Bir kurşunun göğsüne saplanma anı, aşkın yıkım anıdır bu..
Bazen, durum apaçık ortadadır ama bir türlü görmek istemezsin onu… İçin kabul etmez; kendine layık görmezsin; hayatın sana böylesine kötü davrandığını teslim etmek istemezsin. Belki de, sözlerin getirdiği derin kırılmalarla nasıl başa çıkacağını bilemezsin ve onları işitmemek için kaçarsın. Soru sorsan, anlamaya çalışsan biraz hafifleyecektir acın ama içindeki dehşetle nutkun tutulmuştur. Bir ölüm anıdır bu. Geriye dönüşsüz; başaçı-kılmaz biran…
Biraz kendine gelince, bunu neden önceden fark etmediğine dair sorgularsın kendini.Bazı anılar öylesine güzeldir ki onların uzaklardan gelen ışığıyla körelirsin. Öpüşlerin, tatlı sözlerin sıcaklığına bırakırsın kendini… Çarpıldığın güzelliklerin sihri içinde başka bir dünyaya gidersin. Senin gibiler için hayatın ara sıra bir havai fişek şenliği sunduğunu ama sonra da derin bir karanlık verdiğini anlamak istemezsin.
O zaman, bırakıp gitmeli, hayatın uzağında mı tutmalı aşkı? Peki ama, eğer aşk yoksa başka ne var? Yalnızlığın dehşetinden kaçmak için sığınılmış bir kadın veya adam mı? Gizli bir sözleşme ile birlikte sürdürülen hayatlar, hassas dengeler üzerinde bir dostluk ve dayanışma hali, bazen de sessiz bir katlanma, alışkanlık durumu mu?||Bu da yoksa yapayalnızsındır zaten… Arkadaşlık da komşuluk gibi geçmişte kalmış bir birliktelik halidir artık. Sana ihtiyaç olunduğu, bir gereksinime cevap verdiğin sürece ar-kadaşsındır. Bir şeyleri bütünleyecek, maddi ya da manevi katkılar yapabileceksen… Kız arkadaşların ve yakın erkek arkadaşların bir sevgilileri olmadığı sürelerde ya da sevgilileriyle sorunları olduğu zamanlarda yanındadırlar. Seni ilişkileri için bir tehdit olarak gördüklerinde hemen feda ederler.
Hayatın içine dalıp sevgi kırıntılarıyla avutabilirsin kendini. Küçük kibritçi kız gibi son kibritlerini yakıp son hayallerini görebilirsin. Ya da bir kapıyı çalıp yardım isteyebilirsin. Paçavralarından kurtulup bir başka hayata gidebilirsin. Hayatın kötü olduğunu kabullenip ona karşı zırhlarını kuşanabilirsin.
Hayatta “iyi insanlar” ve “iyilik” yok mudur peki? Vardır elbet. Ama iyilik bile biraz kurcalandığında ardında soğuk bir niyet, çıkarcı bir yönelim taşıyabilir. Bir de “iyilik” çoğu kez bir borç gibi durur ve insanı ezebilir. Galiba aşk dünyadaki bunca kötülüğe karşı bir sığınak gibi göründüğü için bu kadar önemli. Evrende üzerine gelen kötülükle yapayalnız olduğun o ana karşı, bir zamanlar koptuğun o annenin yerine koymak istediğin bir-şey sanki…
Ayazda kalmış ruhuna bir sığınak… Biraz kendi yaranı unutup başkalarına doğru baktığında senin gibi yaralıların ne kadar çok olduğunu görürsün. Şişe içinde bir mektup bırakırsın denize ve ertesi sabah gittiğinde sahilde karaya vurmuş, seninkine benzer yüzlerce mektup bulursun. Bütün bunlar daha da acıtır içini…
Birileri seni kendi yalnızlığına çare görüp yanına yaklaştığında ürkebilirsin onlardan. Seni senden çok kendileri için istemektedirler sanki. Kucaklanan değil ama talep edilen olduğunu hissetmektir seni geren. Çıkarsız, art niyetsiz kucaklanmak istersin. Bir annenin, bebeğini kucakladığı gibi kucaklanmak… Sadece sen olduğun için, birilerinin kalbine bir su gibi akarak yerleştiğin, seni her koşulda ve durumda orada tutmaya kararlı olduklarını bilerek kucaklanmak…
Birileri “Seni seviyorum” dediğinde bunun gerçek bir aşkın ışığını taşıdığını hissedebilmek, evrendeki yalnızlığını avutabilecek titreşimi iliklerinde hissetmek istersin…
Modern toplumların kaosu ve sınırsız uyarıcıları içinde, iki insanı en derin ve görünmez bağlarla buluşturacak, hayatta başka hiçbir şeyle değiştirilemeyecek ve hiçbir gerçeklik tasarımıyla kirletilemeyecek aşk nerede?
isimsiz